"yeni yıla merhaba" /blogumuz/ yücel sarpdere

2007-01-01 00:33:00

GÜNLÜK Yeni yıla merhaba Yücel Sarpdere-sarpdere@gmail.com Kentlerde rengarenk vitrinler parıldayacak. Saat gece yarısına geldiğinde gökten havai fişekler yağacak. Ortalık renk cümbüşüne dönüşecek. Her sınıf ve tabaka kendisine göre bir yılbaşı karşılaması yapacak. Kimi mönüsü bilmem kaç milyardan başlayacak tabakları havaya atacak. Kimi türkü barlarda halay çekecek. Kimi bir tutam çiçekle sevgilisine koşacak. Kimi bir kilo portakal, bir kilo elma… Bir avuç çerez… Televizyonu açacak. Yanında bir duble aslan sütüyle yeni yılın tadına bakacak. Ya da… İnsanın içi elvermiyor ama… Odunsuz, kömürsüz, soğuk evlerde kadınlar; üşüyen çocuklarını yoksulluğun vicdanına, soğuk ayazın insafına saracak. Hapistekiler mesela… Kalın beton duvarlar… Demirden kapıların ardında… Yalnızlıklar paylaşılmaya çalışılacak. Yine de eski yıl gidecek. Yenisi gelecek… Yeni umutlar getirecek. *** Geçtiğimiz yıllarda kırmızı don modaydı. Bu yıl don uzmanları, kırmızı donun insanı saldırganlaştırdığını yazıyorlar! Mc Donalds’a göre ise kırmızı, insanda açlık hissi yaratıyor. Kırmızıyı gören hamburger yiyor. Mc Donalds’ın kırmızıyı seçmesinde bu düşünce yatıyor. Ama bu gece yılbaşı. En iyisi biz bunları bir kenara bırakalım. Ne kırmızı donda seks iksiri Ne boğa gücü arayalım. Ne de milyarlık eğlenceleri kafaya takalım. Boş verin pahalı hediyeleri falan… Varsa üç kuruşunuz sevgilinize bir demet çiçek alın. Sevdiğinize bir dal gül tomurcuğu, bir sıcak öpücük... Çocuklarınıza sarılın. Sonra biraz meyve… Bir avuç sıcak çerez… Saat 24’e geldiğinde, bana ne deyip kulak arkası yapmayın. Yeni yıla... Sevdiklerinize, yaşama sarılın. Hapistekilere bir yürek yollayın. Eh bir de masanın kıyıcığına açabilmişsek aslan sütünü… Ya da kırmızı şarap… Öyle marka falan da istemez hani. Hangi milyarlık mönü… İnsanın içt... Devamı

"2006 yılı böyle geçti" /blogumuz/ emine kaplan

2006-12-31 16:47:00

2006 YILI BÖYLE GEÇTİ 22 Ocak: Eski SHP Genel Başkanı Aydın Güven Gürkan , İstanbul'da, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. 31 Ocak: "Malvarlığı " tartışılan Başbakan Tayyip Erdoğan, mal bildirimi konusunda şahsı, partisi ve hükümetin kanunların gerektirdiğini harfiyen yerine getirdiğini belirterek, "Ne şahsımızın ne de partimizin millete hesabı verilemeyecek tek bir kuruşu vardır" derken CHP'nin, Atatürk 'ün vasiyetnamesinin gereğini yerine getirmediğini ileri sürdü. 7 Şubat: Genelkurmay Askeri Mahkemesi, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Emekli Oramiral İlhami Erdil 'i " haksız mal edinmekten " 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Satın aldığı iki gayrimenkulün zor alımına karar verilen Erdil'in TSK'den çıkarılması kararlaştırıldı. 8 Şubat: Danıştay, okula geliş gidişlerinde türban takan bir öğretmenin, anaokuluna müdür olmasını sakıncalı buldu. Gerekçede, " Anayasaya göre, çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan düzenin, laiklik ilkesinin göz ardı edildiği bir ortam olmasının mümkün olmayacağı " belirtildi. Karar tartışmalara neden oldu. Danıştay 8'inci Dairesi, Açıköğretim Lisesi Yönetmeliği'nin, meslek lisesi öğrencileri için ÖSS'de uygulanan katsayı farklılığını kaldıran hükmünün yürütmesini durdurdu. 11 Şubat: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , Mersin'de tartıştığı çiftçi Kemal Öncel' e "Ananı da al git" dedi. Erdoğan'ın bu sözleri tartışma yarattı. 31 Mart: Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ile eski Devlet Bakanı Recep Önal , Halk Bankası'nı zarara uğrattıkları gerekçesiyle Yüce Divan'da yargılandıkları davada beraat ettiler. 6 Nisan: Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 'in, bir kez daha görüşülmesi için Meclis'e geri gönderdiği, eski Başbakan ve kapatılan RP'nin son Genel Başkanı Necmettin Erbakan 'ın cezasını evinde çekmesine olanak sağlayan yasa... Devamı

" bu ne biçim noel? "! /blogumuz/ selçuk erez

2006-12-31 16:43:00

bu ne biçim noel? Doyçe Vele'den NTV'nin radyosu aktardı: Almanya'nın yüksek dereceli din adamlarından biri, geçenlerde Hıristiyan olmayanların kiliselerde düzenlenen Noel kutlamalarına katılmamalarının uygun olacağını söylemiş. Başka dinden -özellikle Müslümanlara- tahammülsüzlük öyle bir boyuta ulaştı ki geçen ay Erfurt kentinde 73 yaşında bir Protestan papazı olan Roland Weisselberg, yurttaşlarını "Müslüman teklikesine karşı uyarmak için" başından aşağıya bir teneke benzin boşaltıp kendini yakıverdi. Peki, "hoşgörü", Avrupalı olmanın en önemli belirteçlerinden biri değil miydi? Öyleydi.. ama vatandaşlarımdan birinin Trabzon'daki Katolik papazını öldürdüğünü anımsadığımdan, Papa gelmeden önce onu ve kentimizin Ortodoks Patriği'ni yılan olarak gösteren pankartlarla gösteri yapılmış olduğunu gördüğümden, Avrupa kökenli tutuculuğu ve yobazlığı istediğim kadar gür bir sesle kınayamıyorum. Ancak bu konuda eskiden bazı örnekler verip "Böyle olmayabilir!" diyebiliriz. Geçenlerde değerli dostum Rasih Nuri İleri Bey'i ziyaret etmiş ve ondan çocukluğunun Yeniköy'ünden dinlerarası hoşgörü öyküleri dinlemiştim: "Kıyıda Osmanlı ve Rum ekâbiri, arkalarda da çoğu balıkçılıkla geçinen mütevazı Rum vatandaşlar yaşarlardı... Biz Türk çocukları, semtteki iki Rum kilisesine gitmeye bayılırdık... Gittiğimizde Rumlar bize çok iyi davranırlardı!" demişti. - Cenazelerinde kiliselerde dağıtılan tatlıyı, sonra Paskalya'da verdikleri boyalı yumurtaları çok severdik. Bir de "Yahudiyi Yakma" olarak anılan bir törenleri vardı... Tahta bir mankene elbise giydirilirdi; semtten bir Yahudiye benzetilen ve onun adı verilen bu manken, dualar okunduktan sonra "Na kapsume to Ioudaios!" yani "Yahudiyi yakacağız!" denir, ateşe verilir, ardından kuru yemişli bir tatlı, "kolivo" dağıtılırdı... - Neden? - İsa Peygamberi, Romalılara espiyonlamışlar ya! - Semtteki Yahudiler, buna kızmazlar mıydı? -Yoo, yakılan ... Devamı

başkral Agamemnon’un düşü / blogumuz / yaşar atan

2006-12-31 01:53:00

ZEUS SUNAĞI Başkral Agamemnon’un düşü Yaşar Atan-yatan@ngi.de Troya savaşının daha başlarında yağmacı Yunanistanlıların başkralı Agamemnon, tanrıça Tetis’in oğlu Ahilleus’un sevgilisi Briseyis’i herkesin içinde kendi yatağına alıp götürmüştü! Bu yüzden de Ahilleus haliyle tepeden tırnağa öfke ve yas kesilip savaştan çekilmişti. Tetis de oğlunun kırılan onurunu kurtarmak için o savaşa katılmadıkça işgalci Yunan ordularının Troyalılar önünde hep yenilmesini dilemek üzere Olimpos’a, Baştanrı Zeus’un sarayına çıktı... Zeus da ona isteğini yerine getireceği sözünü verdi... Çünkü eski gözağrısı olması bir yana bir zamanlar ona çok iyilikler etmişti tanrıça Tetis!.. Ne var ki Yunanistanlılar tarafını tutan karısı Hera; bu konuları baş başa konuştukları sırada, dizleri dibine oturduğu Zeus’un sakalını, dizlerini okşarken görmüştü tanrıça Tetis’i... Haliyle küplere binen Hera, aynı gün o ünlü kavgalardan birini daha çıkardı Zeus’la. Hem de bütün tanrıların önünde!.. O gece gözüne uyku girmeyen Baştanrı; Agamemnon’a nasıl bir oyun oynamalı da Tetis’in oğlu Ahilleus’un onurunu kurtarmalı diye uzun uzun düşündü... Ayrıca karısı Hera’nın da bundan haberi olmamalıydı... Bir ara aniden şeytanca bir fikir geldi aklına! Bunun üzerine düş tanrısını çağırdı hemen. Zeus, o anda uyuyan Agamemnon’un düşüne girip o gün Troya’yı tümden alabileceği ve bütün tanrıların onun tarafına geçtiği iletisini ulaştırmasını istedi düş tanrısından... Zeus’un buyruğuna göre Agamemnon, hemen kalkıp silahlarını donanacaktı. Sonra gemilerde, çadırlarda, sığınaklarda uyuyan askerlerini deniz kıyısındaki alanda toplayacak ve onlara önce: “Askerlerim, Zeus bizi kandırdı. Gidip Troyalılardan yana koydu ağırlığını! Gelin, dokuz yıldır düşmeyen Troya’dan ayrılıp bizi bekleyen karılarımızın yanına dönelim!” diye bir nutu... Devamı

yeni yıla girerken /blogumuz/ kutlu olsun

2006-12-31 01:49:00

SU Yeni yıla girerken Selma Ağabeyoğlu-selma2216@yahoo.com Onlar çocuklarımızın geleceklerini çaldılar… O çocuklar dar geçitlerden, ellerinde umut çiçekleriyle yürüdüler oysa hayatın kalbine, O çocukların daha ilk günlerinde gamzelerinde gülücükleri varsa, Sırtlarında tirilyonluk borçlarıyla doğdular…. Babalar çocuklarına biraz mahcup, Anneler çocuklarına biraz utangaçtılar….. Anneler utangaçtılar çünkü çocuklarına anlattıkları her masal biraz yalandı, bunu biliyorlardı çünkü… Biliyorlardı, çünkü o çocuklar büyüdüklerinde, dışarıda canavarlaşan bir dünyayı kucaklayacaklardı ve ne gariptir ki tuhaf bir hınçla yaşadıkları bu yüzkarası çağdan nefret edeceklerdi… Çünkü dışarıda; Kan vardı, bombalar vardı... Vahşet vardı, açlık vardı…. Bir avuç varsılın evine doğan güneş, onların evine doğmayacaktı… Fakirlik edebiyatı değildir bu, eğer bir ülkede egemenler öyle istedi diye işçisi, emeklisi, öğrencisi açlık sınırının altında yaşıyorsa, Sosyal güvenlik kavramı tüm kurum ve kuralları ile hiçbir yoksulun kapısını aralayıp içeri girmiyorsa, Bir ekmeğin yarısı on kişiye, diğer yarısı on bin kişiye paylaştırılıyorsa, Bu adaletsiz ve haksız düzende hep anneler acılı ve çaresiz, hep babalar çocuklarının gözlerine eksik bakacaktır… Bizi bağışlayın çocuklar, Size yalan masallar anlattık büyütürken, Bizi bağışlayın çocuklar, sizi aldattık... Dışarıdaki ‘Kurtlar Sofrası’ yla kirletmek istemedik o taze beyinlerinizi… Bugün yılın yaşanan en son günü… Yarın yeni bir yıla giriyoruz... Sofranıza dirençten, bilinçten, onurdan ve umuttan başka ikram edecek bir şeyimiz yok… Bu ayıp bizim değil… Çocuklar bizi bağışlayın…selma ağabeyoğlu. evrensel. 31/12/2006. ... Devamı

hoş geldin yeni yıl /blogumuz/ kutlu olsun

2006-12-31 01:42:00

Hoş geldin yeni yıl! Sennur Sezer Kuşkusuz yüzyıllar önce de insanlar merakla beklemişlerdir yeni yılı. Güneş yeniden dünyayı ısıtacak mı, meyveler olgunlaşacak mı? Yılbaşı geliyor... Yeni bir yıl başlayacak... Dünyanın pek çok yerinde, bu arada ülkemizdeki pek çok şehirde sokaklar ışıkla süslendi. Binalar süslendi. Sanki her yıldan daha bir tantana ve curcuna yaşanacak... Bayramla üst üste geldi diye mi?.. Yıl yenilendi diye mi?.. Belki de insanların umuda ihtiyacı olduğundan... Yaşamamızı değiştirebilme umudunu yılın yenisine bağlayışımızdan. Yıl süresi gök cisimlerinin hareketlerine göre düzenlenir ve ay ve güneş yılı olarak ikiye ayrılır. Ansiklopedilerin “yıl” maddesinde de görülebileceği gibi aslında yıl başlangıçları her ulus ve inanışa göre değişir... Çoğu dinsel olayları başlangıç sayar... Müslümanların tamamen aya göre düzenlenen sivil yılları art arda 29 ve 30 gün çeken 12 aydan oluşuyordu. 354 gün. Fakat yeni ay ile bitmesi gereken her yıla 1 gün daha ilave edilerek 355 gün yapılıyordu. Örneğin Yahudiler, Mısır’dan çıkışlarını (Pesah/Fısıh) yıl başlangıcı almışlardır. Yahudi takvimine göre yıl 29 veya 30 günlük 12 ay (kamer) ayından oluşur... Bu yıla 353 gün olursa “eksik yıl”, 354 olursa “tam yıl”, 355 gün olursa “artık yıl” denir... Yedi yılda bir “Şabbat yılı” denen bir yıl yaşanır. Cumartesi gününe Şabbat denir. O gün Yahudilerin dinlenmesi gerekir. Şabbat yılında da toprak dinlendirilir, yani nadasa bırakılır... Bugün de Yahudilerde “eğer başlangıç günü pazara, çarşambaya ve cumaya rastlamıyorsa” yıl hâlâ Pesah’ta başlar. Tışri denen ilk ayın onuncu günü 24 saat oruç tutup Yom Kipur denilen Kefaret günü kutlanır. Müslümanların tamamen aya göre düzenlenen sivil yılları art arda 29 dokuz ve 30 gün çeken 12 aydan oluşur. Yıl 354 gün çeker... Fakat yılın bitmesi için yeni ayın doğması gerektiğ... Devamı

geçen yilki yeni yıl / blogumuz / kamil masaracı

2006-12-31 01:26:00

çizgilik. cumhuriyet. 31.12.'06 Devamı

yer silmekle gelen sağlık /blogumuz/ kadın

2006-12-31 01:15:00

İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre ev işi, meme kanseri riskini düşürüyor Yer silmekle gelen sağlık Ev işi yapmaktan usanan kadınlar bu haberi okuyunca fikirlerini değiştirebilirler. Çünkü çoğu kez büyük bıkkınlıkla yaptıkları bulaşık ve çamaşır yıkamak, toz almak, yemek pişirmek ve yer silip-süpürmek gibi ev işleri temizlikten başka işe de yarıyor. Haftada ortalama 16-17 saat ev işi yapmak meme kanseri riskini düşürüyor. Evet yanlış okumadınız. İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı'nın finanse ettiği bir araştırmanın sonucu düzenli egzersiz yapmak ve sağlıklı bir kiloda olmanın meme kanseri riskini düşürdüğü tezine yeni bir boyut getirdi: Ev işi yapmak meme kanseri riskini düşürmede spor yapmaktan daha etkili bir unsur. 200 BİN KADIN... BBC'nin sitesinde yayımlanan habere göre egzersizin hormonlar ve metobolizmada neden olduğu olumlu değişiklikler sayesinde risk unsurunu düşürdüğü uzun zamandır biliniyor. Geçmişte menopoz sonrası dönemi yaşayan kadınlarda yapılan araştırmalarla bu gerçek kanıtlanmıştı. Ancak, dokuz Avrupa ülkesinden 200 bin kadının verilerinin 6.4 yıl süreyle incelenerek hazırlanan yeni araştırmaya göre ev işi menopoz öncesinde de sonrasında da meme kanseri riskini kaydadeğer oranda düşürüyor. RİSKİ YÜZDE 30 AZALTIYOR Araştırmanın sonuçları düzenli olarak ev işi yapmanın menopoza girmemiş kadınlarda yüzde 30, menopoza girmiş kadınlarda ise riski yüzde 20 oranında düşürdüğüne işaret ediyor. Kanser Araştırmaları Vakfı'nda görevli Dr. Lesley Walker bu çalışmanın evlerinde sürekli aktif olan ancak düzenli olarak spor yapmayan kadınlar açısından sevindirici bir gerçeği ortaya koyduğunu söylüyor. Uzun lafın kısası kadınların sürekli şikâyet ettiği ev işi beden sağlıklarını korumak açısından işe yarıyor! cumhuriyet. çeviri servisi. 31.12.'06. ... Devamı

bir bayram ve yeni bir yıl geliyor /blogumuz/ kutlu olsun

2006-12-29 11:00:00

bir bayram ve yeni bir yıl geliyor. blok konuklarımın,  -sevenlerinin/sevdiklerinin, onlarla bir şekilde ilişkili (yakın/uzak) herkesin-, yaşamlarının  ‘2007’ gibi yeni ve 'bayram' sevinci  içerisinde geçmesini diliyorum.   kitaplı, şiirli… ve e-sen olsunlar.YENİYIL    kardan adam bir ömür bu bizimkisi zamanın ışınlarıyla eriyor, yaklaştıkça bitmesi yüzümüzde çizgiler, saçımızda aklar hiç koymaz ama sızlatıyor derinden dostların uzaklaşıp gitmesi   yaklaştık yeniden elimizle koyduğumuz sınıra hızlı geçiyorsa hayat, mutluluktan yavaşsa belli ki zor çekmesi kısacık bir sene kaldı simdi ardımızda yaşamaktan korkma, kork ama unutulmaktan   yağsın üstümüze uçuşan yılların kar taneleri ki dökelim üstüne dostluğun gül reçelini anılar, hafıza kavanozunda tazecik dursun yenisi şu yılın, her çeşniden mutluluk koysun  Yusuf ALTUNEL ... Devamı

ekşi sözlük’te demokratik darbe! / blogumuz / haber

2006-12-23 18:09:00

Ekşi sözlük’te demokratik darbe! İnternetin en çok ilgi gören sitelerinden Ekşi sözlük’te, kimi yazarlar tarafından darbe yapıldı. İnternetin en çok ilgi gören sitelerinden Ekşi sözlük’te, kimi yazarlar tarafından darbe yapıldı. Sitenin kurucusu olan ssg, armonipolisi, düdüklü tencere, feeling the blanks, kanzuk ve canbo adlı sözlük yazarlarının yönetim yetkilerini elinden alan kullanıcılar, bir temsilci konseyi oluşturarak sitenin yayına devam edeceğini açıkladı. “#10389093” adresinden ulaşılabilen bildiri, dün sabah 10.00’da siteye girildi. Sözlüğün işleyemez hale geldiğinden söz edilen bildiride, sözlük yazarlarına, “Bazılarımız sözlüğe yazmaktan soğudu, bazılarımız sözlük içerisindeki keyfi uygulamaların hedefi oldu, bazılarımızınsa yakın arkadaşları sözlükte karşılaştıkları tutumlarla sözlükle olan bağlarını kopardılar” diye seslenildi. “Hepimiz içinse değişmeyen tek bir şey var, sözlük artık sevdiğimiz, bir parçası olmaktan hoşnut olduğumuz sözlük değil” denilen bildiride, entry yazmanın ve mesaj atmanın geçici olarak servis dışı bırakıldığı ilan edildi. Ekşisözlük’ün, Ekşisözlük moderasyonu ve yönetiminin bütünüyle işleyemez hale geldiğini açıklayan ve yönetime el koyan yeni sözlük yönetimi şu isimlerden oluştu: teo, gerrain, kaamos, kays el mecnun, flagg, kimi raikkonen, cressida, justinianus, calendil, benbirpipodegilim, aethewulf. Darbenin ardından, sözlüğü yönetmek üzere bir “temsilci konseyi” seçimi başlatıldı. Seçimde, sözlüğün sahibi ve kurucusu ssg’nin önde giden isimlerden biri olması dikkat çekti. Mesaj yazmak serbest bırakıldıktan sonra ise, darbe ve seçim, sözlük yazarları tarafından bolca espriye konu oldu. “Kutsal bilgi kaynağı” sloganıyla 1999 yılında yayına başlayan sitede, 77 bin 731 üzerinde yazar tarafından çeşitli konular hakkında girilen 6 milyonun üzerinde yorum bulunuyor. ... Devamı

erkek ve kadın farklı öğreniyor / blogumuz / öğrenme

2006-12-23 18:02:00

Erkek ve kadın farklı öğreniyor LiveScience'dan Çeviren: Özge Kuru Dil öğreniminde cinsiyetin etkisi üzerine yapılan bir araştırma kadın ve erkeklerin farklı yollardan öğrendiklerini gösterdi Çocuklar konuşmayı öğrenirken dilbilgisi hataları yaparlar. Bunu bilmek için insanın çocuk sahibi olmasına gerek yok. Bilim insanları şimdi bu hataların cinsiyete göre değiştiğini söylüyor. Yapılan son araştırmaya göre kızlar ve erkekler dilbilgisi yapılarını öğrenirken beynin farklı kısımlarını kullanıyor. Georgetown Üniversitesi'nden Michael Ullman, "Cinsiyet dilin öğrenilmesi ile ilgili araştırmalarda hep göz ardı edildi. Bu araştırma kadınlar ve erkeler arasındaki farkın edinim sürecinde önemli bir etken olabileceğini gösterdi" diyor. Developmental Science'da yayınlanan araştırmaya göre araştırmacılar, çocukların dil yapılarını kullanırken yaptıkları yanlışlar esnasında farklı beyin sistemleri kullandığını bulguladı. Araştırmacılar, kızların kelimelerin ezberi ile ilgili süreci kullanma eğilimi gösterdiğini fark ederken, erkek çocukların dilin kurallarını yöneten beyin fonksiyonunu kullandığını keşfetti. Araştırma, kadınların daha çok kelime listeleri ezberlemek gibi görevlerde başarılı olabileceğini gösterdi. Kadınlar kelimeleri ezberlemek ve hatırlamak için bir nevi "akıl sözlüğü" kullanıyor. Beynin farklı alanları tarafından kontrol edilen "kuralcı hafıza" kelimeleri cümle oluşturmak üzere birleştirmek için kullanılır. Araştırma iki cinsin de bu süreci eşit derecede iyi kullandığını gösterdi. Ezber + kafiye Ullman, "Her ne kadar her iki cins de aynı şeyi aynı derecede iyi yapıyormuş gibi görünse de bunu yapmak için farklı nerozihinsel beyin süreçlerini kullanıyorlar" diyor. Ullman'a göre kadın ve erkeklerin kelimeleri farklı yollardan üretmeleri östrojen hormonu ile ilgili. Kadınlarda çok daha fazla olan bu hormon beyin fonksiyonlarını etkiliyor. Bu araştırma için Ullman ve ekibi, yaşları 2 ila 5 arasında değişen 10 erkek... Devamı

hayvan sevgisi çocuğunuzu sakinleştirir / blogumuz / çocuk

2006-12-23 17:55:00

Hayvan sevgisi çocuğunuzu sakinleştirir Çukurova Üniversitesi Mediko-Sosyal birimi uzmanlarından Psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul, hayvan sevgisi sayesinde sevgisizliğin ve şiddetin yenilebileceğini söyledi. Çukurova Üniversitesi Mediko-Sosyal birimi uzmanlarından Psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul, hayvan sevgisi sayesinde sevgisizliğin ve şiddetin yenilebileceğini söyledi. Yurdakul, hayvan sevgisinin bireyi sakinleştirdiğini ve içindeki sevgiyi büyüttüğünü vurguladı. Şiddetin önlenmesinde en basit, pratik ve ucuz çözüm yolunun hayvan sevgisi olduğunu ifade eden Yurdakul, hayvan sevgisiyle yetişen çocukların insanlara da sevgi duymayı öğrendiğini belirtti. Yurdakul, hayvanların yemek ve bakım görevlerinin çocuklara verilmesi gerektiğini, böylelikle sorumluluk bilincinin de kişiliğe erken yaşlarda yerleşeceğini sözlerine ekledi. 20/12/2006 evrensel Devamı

en çok o tıklandı / blogumuz / haber

2006-12-23 17:51:00

En çok o tıklandı İnternetteki arama motorlarında 2006'da en çok sinema ve müzik dünyasının yıldızları ve site adresleri arandı. İnternetteki arama motorlarında 2006'da en çok sinema ve müzik dünyasının yıldızları ve site adresleri arandı. Google'ın açıklamasına göre 2006'da en çok arananların başında pop şarkıcısı, model, yazar ve Hilton otellerinin varisi olarak tanınan Paris Hilton ve popüler internet sitelerinden "Myspace" geliyor. İnternet kullanıcılarının ziyaret etmek istedikleri sitelerin adresini yazmak yerine, sık sık Google'da bu siteleri arama yoluna başvurdukları belirtiliyor. Google'da en çok arananlarda Myspace'den sonra ''world cup" (Dünya Kupası), "metacafe" (video paylaşım sitesi), "radioblog" (müzik sitesi), "wikipedia" (internetteki ansiklopedi) ve "video" sözcükleri geliyor. Google'ın haberler sayfasında ise en çok Orlando Bloom, kanser ve Katrina fırtınası aranıyor. (TOPLUM YAŞAM)21.12.'06. evrensel Devamı

buzdolabı eczane değil / blogumuz / nihat karadağ

2006-12-23 17:46:00

Buzdolabı eczane değil Nihat Karadağ Türkiye buzdolabında ilaç saklayan tek ülke. Konu hakkında konuşan Eczacı Hilal Ünsal, vatandaşların kendilerinden her türlü sağlık konusunda yardım istemeleri gerektiğini söyledi. Türkiye buzdolabında ilaç saklayan tek ülke. Konu hakkında konuşan Eczacı Hilal Ünsal, vatandaşların kendilerinden her türlü sağlık konusunda yardım istemeleri gerektiğini söyledi. Birçok kişinin farklı kulaktan duyma bilgilerle yanlış ilaç tüketiminde bulunduğunu belirten Ünsal, her mahallede bulunan eczacıların, halkın en kolay ulaşabileceği sağlık danışmanları olduğunu söyledi. İlaçlar eğer soğuk zincir değilse ve üzerinde 'Soğukta saklayınız' uyarısı yoksa; oda ısısında saklanması gerektiğini belirten Ecz. Hilal Ünsal’a göre ilaçlar güneş almayan bir yerde muhafaza edilmeli. "Kapalı bir dolap, gölge, kuru bir yer bunun için en ideal yer. Birçok ilaç bu şartlarda saklanabilir” diyen Ünsal, buzdolabında hatta banyoda bile ilaç saklayanların olduğunu söylerken buralardaki rutubet oranına dikkat çekti. Komşuya iyi gelen… "İnsanlar bazen o kadar farklı yorumlarla ve nedenlerle ilaç almaya geliyor ki ağrı kesici diye antibiyotik istiyorlar" diyen Eczacı Hilal Ünsal, "Doktor daha önce iltihaba bağlı ağrı için antibiyotik vermiş vatandaşa. Vatandaş da başka bir ağrısı olduğunda bile bizlere danışmadan yine ağrı kesici diye antibiyotik istiyor. Bu son derece yanlış bir durum. Her ilacın farklı bünyelerde farklı sonuçları oluyor. O yüzden komşuya iyi gelen ilaç, bize iyi gelmeyebiliyor. Ayrıca bazı ilaçların birlikte kullanılması da farklı sonuçlar doğuruyor. İlaçları bilinçsizce kullanınca bedeninize yarardan çok zarar vermiş oluyorsunuz" dedi. İlaçların market raflarında da çok kolay satıldığına dikkat çeken Ünsal, "Maalesef Türkiye'deki politika bu şekilde. Bir parasetemol grubu, bir aspirin grubu market raflarından çok kolay bir şekilde satılacak. Bunda asıl amaç ilaç tüketiminin artırılması ve... Devamı

‘ustalara saygı’nın konuğu sabahattin âli / blogumuz

2006-12-23 17:42:00

‘Ustalara Saygı’nın konuğu Sabahattin Âli Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu tarafından düzenlenen “Ustalara Saygı” etkinlikleri 25 Aralık 2006 Pazartesi akşamı gerçekleştirilecek olan Sabahattin Âli gecesi ile sürüyor. Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu tarafından düzenlenen “Ustalara Saygı” etkinlikleri 25 Aralık 2006 Pazartesi akşamı gerçekleştirilecek olan Sabahattin Âli gecesi ile sürüyor. Faruk Şüyün’ün hazırladığı ve yöneteceği gece, Sabahattin Âli için hazırlanan belgesel filmle başlayacak. Ali Kocatepe’nin Sabahattin Âli şiirlerinden yaptığı “Melankoli”, “Ben Sana Vurgunum”, “Çocuklar Gibi” gibi unutulmaz bestelerini piyanoda seslendirip söyleyeceği gecede; Ali Fikirsindi, Aslıhan Özel, Başak Merev, Çağrı Merev, Çiğdem Üz, Evrim Şanlı, Sefer Boztaş, Sabur Ulus, Tülay Merev ve Veysel Kuyumcu’dan oluşan Grup Yeniden de “Aldırma Gönül” ve “Leylim Ley”in aralarında olduğu eserleri yorumlayacaklar. Sabahattin Âli gecesinde, Gülsen Tuncer ustanın şiirlerini okurken Feyzi Tuna ve Yusuf Kurçenli yazarın yapıtlarından yaptıkları filmlerin öyküsünü anlatacaklar. Gecede Zeliha Berksoy’un konservatuardan öğrencileri de, Sabahattin Âli’nin yapıtlarını okuma tiyatrosu olarak seslendirecekler. Yazarın kızı müzikbilimci ve eleştirmen Filiz Âli’nin de katılacağı geceyi Selen Domaç sunacak. Etkinlikte, Adnan Özyalçıner, Öner Yağcı, Sennur Sezer ve Zeki Coşkun ustanın edebiyatçı yönü üzerine konuşacaklar. “Ustalara Saygı” geceleri, 8 Ocak’ta İlber Ortaylı, 15 Ocak’ta Nâzım Hikmet ile sürecek. (KÜLTÜR SERVİSİ)23.12.'06. evrensel ... Devamı