bela bartok

2007-09-26 07:21:00

mümtaz arıkan. tarihte bugün. cumhuriyet. 26.09.'07 Devamı

söz/b. russell

2007-09-22 20:39:00

''Her düşünce bir hapishanedir de; her cennet bir hapishanedir de. Ozanı, yaratıcıyı bunun için severiz, çünkü onlar bir şiirle, bir eylemle ya da dış görünüş ve davranışla, bize yeni bir düşünce sunar, zincirlerimizi çözüp bize yeni bir dünyanın kapısını açarlar. İnsan düşündüğü kadar özgürdür.'' Russell Devamı

"Cemil Kavukçu'nun Öyküleri "/blogumuz/turgay fişekçi

2007-09-19 19:38:00

Cemil Kavukçu'nun Öyküleri Yazarlar vardır, ulusal onurumuzdurlar; dilimiz onlarla soluklanır, yaşar. Yirminci yüzyıl ülkemiz için böylesi şair ve yazarların zenginliği içinde bir yüzyıldı. Nâzım Hikmet' ten Yaşar Kemal' e, Sait Faik' ten Tanpınar 'a toplumsal belleğimizde silinmez izler bıraktı pek çok yazarımız. Dilimiz var oldukça onlara bakıp ne denli zengin bir edebiyatımız olduğunun coşkusunu duyacağız. Bu büyük edebiyatçılar varlığının, sonraki kuşaklar üzerinde olumsuz bir ket oluşturduğunu düşünüyorum. Yeni kuşaklar, önceki dönemin büyük şiiri, düzyazısı karşısında kendilerini biraz maça yenik başlayan bir takım gibi duyumsadılar. Ama değişim süreçlerinin değişmez bir yasası var: Her dönem, kendi yazarlarını da yaratıyor. İlk kitabı 1983'te yayımlanan Cemil Kavukçu , öykücülüğümüzün son yirmi beş yılının önde gelen isimlerinden. Kendinden önceki büyük ustaların çoğu gibi o da küçük insanların dünyasından çıkarak yaklaşmayı deniyor topluma. Bu insanların dilinden, bir yandan derinleşen yozlaşmanın sarsıntılarını duyururken öte yandan da insanoğlunun hiçbir zaman vazgeçemediği hayatın neşe ve hüznünü yansıtıyor. **** Yeni yayımlanan Mimoza'da Elli Gram (Can Yayınları) adlı öykü kitabında da aynı yaklaşımını, bu kez deneysel sayılabilecek bir yöntemle sürdürüyor. Kitaptaki öyküler (giriş ve kapanış öyküleri dışında) tek bir mekânda, Bursa'da, Mimoza adlı küçük bir meyhanede geçiyor. Turgut Uyar 'ın bir şiirinde, "En başta mutsuzluk elbet / Kasaba meyhanesi gibi" dediği türden bir yer. Öykücüye göre buranın adı, "Kimsesiz Adamlar Sığınağı" olmalıydı. Bulunanların ölümü beklediği bir umutsuzluk istasyonudur burası: "Ölüm haberlerini hep böyle gecelerde aldık. Sessizce kadehlerimizi kaldırdık ve içimizden, 'darısı başımıza' diye mırıldandık." Kimi kahramanlarınsa, Uludağ'a çıkıp, kendilerini bol içkiyle "beyaz ölüm" e bırakma düşleri kurmalarına karşın umut yakalarını bırakmaz: "Bırak da tadın... Devamı

"eğitimde sorunlar aşılamadı"/blogumuz/

2007-09-17 20:34:00

Bu yıl her 10 çocuktan 1'inin okula gitme hakkından mahrum kalacağı Türkiye'de derslik açığı 150 bine yakın Eğitimde sorunlar aşılamadı ZEYNEP ŞAHİN ANKARA - Yeni eğitim yılı bugün pek çok sorunla başlıyor. Bu yıl, zorunlu eğitim çağındaki her 10 çocuktan biri okula gitme hakkından mahrum kalırken okula gidemeyen her 10 çocuktan 7'sini kızlar oluşturacak. Eğitimciler özlük haklarındaki birçok kayıpla birlikte derse girecek. Velilerse yıl boyunca okulun temizliğinden tebeşir parasına kadar çeşitli giderler için yapacağı ödemelerle eğitimin maddi yükünü taşıyacak. İlk ve ortaöğretim kademesindeki 15 milyon öğrenci ile 600 bin öğretmen, bugün ders başı yapacak. Ankara'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik 'in katılımıyla Karakusunlar Anadolu Endüstri Meslek Lisesi'nde tören düzenlenecek. Aynı saatlerde yurt genelinde düzenlenecek törenlerle yeni ders yılının başlaması kutlanacak. Ancak törenlerin bitişiyle öğrenci, öğretmen ve veliler birçok sorunla baş başa kalacak. Eğitim yılı açılırken resmi verilerin ortaya koyduğu düşündürücü tablo şöyle: * Zorunlu eğitimde yüzde 100 okullaşma oranı hâlâ yakalanamadı. Veriler, ilköğretimdeki okullaşma başarısının yüzde 90.13 olduğunu, ortaöğretimde bu oranın yüzde 56.51'e kadar düştüğünü gösteriyor. Yükseköğretimdeki okullaşma oranları ise yüzde 20'ler seviyesinde. Buna göre, okul çağındaki her 10 çocuktan biri bugün öğrenci olamadı. Zorunlu eğitimi tamamlayanlarınsa yarısına yakını okulu bıraktı. * AKP işbaşına geldiğinde dershaneye giden öğrenci sayısı 606 bin 522 iken aradan geçen 5 yılda sayı, 1 milyon 71 bin 827'ye yükseldi. Dershane sektörü de giderek büyüdü. AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılında 2 bin 122 olan dershane sayısı, aradan geçen 5 yılda 3 bin 986'ya çıktı. Yeni eğitim yılıyla birlikte uygulanmaya başlayacak 3 aşamalı sınav sistemiyle eğitimde dershanelere bağımlılığın daha da artacağına işaret edilirken yeni sistemle 5. sınıft... Devamı

"tarihte bugün"/blogumuz/12 eylül

2007-09-12 19:47:00

1980 - Ordu yönetime el koydu. Parlamento feshedildi, siyasi faaliyetler durduruldu, tüm yurtta sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi.   12 Eylül askeri darbesi sonrasında 7000 kişinin idamı istendi.   Askeri Yargıtay 124 idam cezasını onayladı.   50 kişi idam edildi.   Askeri yönetimde, gözaltında ya da hapishanelerde, "doğal olmayan ölüm" sayısı 229 oldu.   İnsan Hakları Derneği'nin kayıtlarına göre 12 Eylül döneminde: 650 bin kişi gözaltına alındı. 230 bin kişi yargılandı. 1 milyon 683 kişi fişlendi.   141,142 ve 163. maddelerden 71 bin kişi, yasadışı örgüt üyesi olma iddiasıyla da 98.404 kişi yargılandı. ... Devamı

yangın/şiir/cahit kulebi

2007-07-23 20:24:00

yangın    önce gelincikleri yolduk, nar ağaçlarını tuttuk kurşuna. ardından andızları devirdik aptallık, bilinçsizlik, bir hiç uğruna.   sonra sıra ormanlara geldi. yüz binlerce dönüm ateş yaktık, sivas’a kadar gidip bulduk, dikili tek ağaç bırakmadık   cahit kulebi Devamı

bin umut bağımsız ankara 1. bölge milletvekili adayı ozan şükrü

2007-07-20 20:20:00

"Şükrü Erbaş, insanlığın kurtuluşu savaşımı için yola koyulmuş. Çıkar gözeten, kısır sürtüşmelerden yardım uman kişilere aldırdığı yok onun. Umudun, barışın, sevginin, iyi günlerin ozanı o! Ancak bağımsız ozan baş koyabilir böyle bir yola.   Oyumuzu kullanırken Şükrü Erbaş’ın sözlerini belleğimizin bir yerine iliştirelim.:   'Ben, her koşulda ölümün değil, yaşamın; bireyciliğin değil, dayanışma ve paylaşmanın; savaşın değil, barışın; zorun değil, özgürlüğün; yalanın değil, inceliğin ve içtenliğin; paranın değil, sevginin; gerici politikaların değil, sosyalist değerlerin yanında olmayı kendim için bir ödev ve onur bildim. Ve bu dünya ile yazarak ödeşmeyi seçtim. Acısı da sevinci de benim.'   Fazıl Hüsnü Dağlarca “Adam Seçmek” gerektiğine inanıyor. ARDIÇKUŞU’nun gagasında taşıdığı şiiriyle son verelim yazıya (ARDIÇKUŞU, Kadın olsun, Erkek olsun, Adam seçmek, Haziran 2007):   'Hayır Seçimlerde ellerimiz işe                                    karışmamalı Selam veren onlar İşi yapan onlar Kilitleri kullanan onlar Kapıları açıp kapayan onlar Silah çeken onlar Para sayan onlar Ceplerde saklanan onlar   Nasıl güvenebiliriz ellerimize   Seçimler ayakların dediğiyle                         sonuçlanmalı.' "   siyasetin kapısında bir ozan: şükrü erbaş. cumhuriyet kitap. 19.07.'07... Devamı

"MUALLİM "/blogumuz/sabahattin ali

2007-07-15 16:50:00

            MUALLİM                         Karşımızda heykel gibi başı dik duran,             Yüzümüze gururunun ışığı vuran,             Bir muallim, insanlığın itilasıdır…               Bir muallim, fakat öyle bir muallim ki: - Bunu yazmak öyle acı, öyle elim ki…- Girye bugün onun zevki, gam gıdasıdır.   Bir feragat içerisinde geçer hayatı, Bu ilahi yaşayışın tek mükafatı: Sefaletin kendisini boğan yasıdır.   Muallime dudak büken ey gafil uyan!.. Para değil bu mesleğe onu bağlayan, Hocalığın sihirli bir iptilasıdır…   Ölecekler bırakmadan belki hiçbir iz; Fakat dünkü talebeler bunu biliniz: Muallimler asrımızın evliyasıdır…   sabahattin ali. 23 aralık 1926. serveti-fünun dergisi. ... Devamı

"bugün babalar günü; kutlu olsun"/blogumuz/

2007-06-17 09:11:00

bugün babalar günü; kutlu olsun.   blogumuz Devamı

2007-06-01 22:34:00

İki dakika bayrak tutmak   Antalya, mimozaların sarı sevincinden limon çiçeklerinin rayiha bahçelerine geçti. Bir süre sonra hanımeliler yürüyecek mavi sokaklarda. Arkasından nar ağaçları kıpkırmızı tutacak zamanı. Muzlar çocuk beşiği yapraklarını uzatmaya başladı dünyaya. Yenidünyalar şeftalilerden önce güneş güneş düşüyor bahçelere. Bir çiçek serasından onbiray çiçeği alıyorum. “Rodos Gülü –diyor bahçıvan- Gelin Duvağı, Cemile, Begonvil…” Bir değil beş çiçek birden alıyorum. Mine çiçekleri ilk göz ağrım. Serçe gözü kadar yüzlerce çiçek yüzlerce renkle, boylarına bakmadan ‘dünya biziz’ diyor. Doğa değil, toprağa yürümüş barış bu. Her şey, yazın ince kapısı. Antalya bu görkemini insanla tamamlıyor: Kıyılar, sokaklar, ören yerleri, dağların yalnızlığı insan insan açmaya başladı.   Kaleiçi’ne gidiyorum. Ihlamur ağaçlarının avucunda iki bardak çay içeceğim. Şiir konuşacağız bir güzel çocukla. Sağ yanım deniz. Deniz değil, kirpiklerime değen sonsuzluk; lacivert yapraklar açan zaman. Bir büyük derinlik gökyüzüyle söyleşip duruyor. Beydağlarını bir daha doğuruyor kıyıya vuran her dalga. Uzun boylarında güneşli nisan bulutları, palmiyeler falezlerden aşağı bakıyor. Taflanlar neredeyse konuşacak. Kalbimde ölümle karıncalanmış bir sevinç, koltuğumun altında harflere dönmüş Akdeniz, hurma ağaçlarına şaşarak yürüyorum. Yoksulluğu unutturacak kadar güzel bir gün… Bu masal zamanın içinden, birden bir grup bayraklı insan çıkıveriyor. Çıkmıyor da bin yıldır orada duruyor. Bir gerçeküstü resim ki, komikle trajiğin, yüce olmak isteyen sıradanla sıradanlaşmış yücenin sarkacında sallayıp duruyor küçük grubu. Okul çağı çocukları, başı bağlı kızlar, bir kaşı Altay bir kaşı Hıra dağı birkaç genç, on beş kadar insan, evlerindeki yer sofralarının beş katı büyüklüğünde bayraklarla ayine durmuşlar. Bayrakların sapları kemerlerinin kaşlarına dayalı. Hafif rüzgâr bayraklardan önce bedenlerini savurup duruyor. Bu resme kederle, şaş... Devamı

"öpücük nedir? "/buluşmayeri/

2007-05-17 19:00:00

öpücük nedir? Ekonomistler der ki: “Öpücük, talebin her zaman için arzdan fazla olduğu bir alışveriştir... Muhasebeciler der ki: Öpücük, geri dönüşüm sağladığı için kâr oranı yüksek bir tür kredidir.   Matematikçiler der ki: Öpücük, sonsuzluktur çünkü burada 2’nin böleni yoktur.   Geometriciler der ki: Öpücük, iki dudak arasındaki en kısa mesafedir.   Fizikciler der ki: Öpücük, kalbin yoğunlaşması sonucu iki dudağın birbirine yapışmasıdır.   Kimyacılar der ki: Öpücük, iki kalbin birleşmesi sonucu ortaya çıkan reaksiyondur.   Anatomi profesörleri der ki: Öpücük, aşk ve heyecan taşıyan bakterilerin tükürük yoluyla ağızdan ağza geçmesidir.   Fizyoloji profesörleri der ki: Öpücük, insan vücudundan 2 adalenin heyecanla birbirine değerek kasılmalarıdır.   Dişçiler der ki: Öpücük, hem bulaşıcı hem de antiseptiktir.   İstatistikçiler der ki: Öpücük, 90-60-90 ölçülerindeki artma ya da azalmaya bağlı olarak değişiklik gösterebilen bir olgudur.   Filozoflar der ki: Öpücük, çocuklar için oyun, gençler için zevk, yaşlılar için güvendir.   Dilbilgisi öğretmenleri der ki: Öpücük, tekil gibi görünen ama çoğul olan, cins isim gibi görünen ama özel olan ve her cümlede bir anlam ifade eden kelimedir.   Mimarlar der ki: Öpücük, iki dinamik nesnenin arasında sağlam bir köprü oluşturan değerdir.   Ve bilgisayar bilimcileri der ki: Öpücük, bazen iki sistemin iletişimini hızlandıran önemli bir sistem dosyası, bazen de bütün sisteminizi altüst eden bir virüstür.   bu yazı evrensel gazetesinin 17.05.'07 tarihli nüshasından alınmıştır.... Devamı

"tembellik anayasası "/blogumuz/gülÜyorum

2007-05-17 07:57:00

tembellik anayasası Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar dinlenmek için yaşar. Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar dinlenmek için yaşar. Madde 2 : Çalışmak yorar. Madde 3 : Gündüz dinlen ki gece rahat edesin. Madde 4 : Yatağını kendini sevdiğin gibi sev, içinden çıkamayacağın gibi yap. Madde 5 : Yarın yapabileceğin işi bugün yapma. Madde 6 : Bugünün işini yarına bırakma, erteleyebileceğin kadar ertele. Madde 7 : Dinlenen birini görünce otur ona yardım et. Madde 8 : Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma. Madde 9 : Tembellikten kimse ölmemiş. Madde 10 : Çalışma isteği duyunca biryere otur isteğin geçmesini bekle.   bu yazı evrensel gazetesinin 16.05.'07 tarihli nüshasından alınmıştır. Devamı

"tarihte bugün"/blogumuz/

2007-05-15 05:19:00

Tarihte Bugün 15  Mayıs   1718. Londralı avukat James Puckle (Pakl) makinalı tüfeği keşfetti1756. Kuzey Amerika'daki egemenlik mücadelesinde İngiltere'nin Fransa'ya savaş açmasıyla, Fransa-Kızılderili savaşı olarak da bilinen 7 yıl savaşı başladı1873. Darüşşafaka Lisesi kuruldu.1919. Yunan orduları İzmir'i işgal etti. Gazeteci Hasan Tahsin işgalcilere ateş açtı ve öldürüldü. 1924. Sanayi-i Nefise Mektebi (bugünkü M. Ü.Güzel Sanatlar Akademisi) öğrencileri ilk resim sergilerini İstanbul'da açtı.1929. Amerika Birleşik Devletleri'nde Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi ilk ödülleri dağıttı. Amerikan yapımı sessiz film "Wings" (Kanatlar) en iyi film seçildi. Ödüller, 1931'den bu yana "Oscar" adıyla da biliniyor. 1952. Türk-Elen Dostluk Derneği kuruldu.1953. İstinye Tersanesi'nde yapılan Bostancı ve Caddebostan gemileri törenle denize indirildi.1963. ABD'li astronot Gordon Cooper Güven 7 adlı kapsülle o güne kadar yapılmış en uzun uzay uçuşunu gerçekleştirmek üzere uzaya fırlatıldı. 1966. Ereğli Demir Çelik tesisleri işletmeye açıldı. Vietnam savaşını protesto eden 8 bin Amerikalı 2 saat boyunca Beyaz Saray'ı kuşattı.1973. Askeri Yargıtay Sıkıyönetim Askeri Mahkemesince verilen Prof. Uğur Alacakaptan ve Uğur Mumcu'yla ilgili mahkumiyet kararını bozdu. Uğur Mumcu tahliye oldu. Sonra da er olarak askere alındı.1974. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk Gazeteci Hasan Tahsin adına İzmir Konak Meydanı'na dikilen İlk Kurşun Anıtını açtı.1984. 1256 aydın "Türkiye'deki demokratik düzene ilişkin gözlem ve istekler" başlıklı dilekçeyi 15 Mayıs 1984'de Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e verdi. "Aydınlar Dilekçesi" olarak bilinen girişime karşı dava açıldı. 1990. Vincent Van Gogh'un resmi "Doktor Gachet'nin Portresi" bir resim için ödenen en yüksek fiyatla 82,5 milyon dolara satıldı. 1997. Almanya'da Kitap Yayımcıları Birliği Barış Ödülü Yaşar Kemal'e verildi.Bugün Doğanlar:1890. Amerikalı romancı Kather... Devamı

Nesin Vakfı'nın 'gerici çevrelerin' saldırısına uğra

2007-03-25 09:14:00

Nesin Vakfı'nın 'gerici çevrelerin' saldırısına uğraması kınandı Edebiyatçı desteği **Aralarında İnci Aral, Ataol Behramoğlu ve Buket Uzuner'in de bulunduğu edebiyatçıların imzaladığı bildiride, Nesin Vakfı'nın asılsız iddialarla yıpratılmaya çalışıldığına dikkat çekildi. İstanbul Haber Servisi - Edebiyatçılar Derneği, bir bildiri yayımlayarak son günlerde taciz iddiaları ile gündeme gelen Nesin Vakfı'na sahip çıktı. Bildiride, "Nesin Vakfı'nda olup bittiği öne sürülen olaylar, her türlü hukuksal ölçünün dışına çıkılarak ve çarpıtılarak, bu çevrelerce, kendilerine yakın bir kısım basında gündeme getiriliyor ve bu yolla kurum karalanmaya çalışılıyor. Özenle korunmaları, sakınılmaları gereken çocuklarımızın yıpratma kampanyalarına alet edilmeleri, insanlık ve ülkemiz açısından son derece kaygı vericidir" denildi. Aralarında İnci Aral, Ataol Behramoğlu ve Buket Uzuner'in de bulunduğu çok sayıda şair ve yazar tarafından imzalanan bildiride, Aziz Nesin tarafından eğitim olanaklarından yoksun çocukların toplumsal açıdan yararlı bireyler olarak yetiştirilmeleri amacıyla kurulan Nesin Vakfı'nın "gerici-faşist çevrelerin" saldırısına uğradığına dikkat çekildi. Vakfın asılsız iddialarla yıpratılmaya çalışıldığı belirtilen bildiriye şöyle devam edildi: "Nesin Vakfı'nın başında bir bilim adamı, Ali Nesin, babasının, Aziz Nesin'in en büyük kalıtını korumaya kararlı, savaşımını bu doğrultuda sürdürüyor. Bireyler olarak, toplum olarak bir borcumuz var. Tıpkı Aziz Nesin'in halkına olan borcu gibi: Nesin Vakfı'nı yaşatmak ve örneklerini çoğaltmak... Nesin Vakfı'yla dayanışma içinde olmak!.. Bu düşüncelerimizi ve endişelerimizi kamuoyuyla paylaşırken, Nesin Vakfı dostları olarak diyoruz ki: Nesin Vakfı yalnız değildir!"  cumhuriyet. 25.03.2007... Devamı

"kızından babasına "/blogumuz/mektup 1

2007-03-24 22:36:00

kızından babasına mektup bir babayı ne denli sevindirir; paylaşmaz mı.. Sevgili babam,"yaşamak şakaya gelmez" demiş de, ne güzel demiş Nazım Baba.. Yaşamanın şakaya gelmediğini senle gördüm, babam benim, senin kızın olduğum için öylesine huzurlu ve mutluyuyum ki...Ve tek dizesi bile titreten bu şiirin felsefesini ne de güzel aşıladın bize...Gülücüklerle, sevişmelerle, kavgalarla, mücadeleyle ve hayatın alabildiğine içinde...Sen,biricik babam betimlemeye kalksam sayfalar yetmeyecek babam, bana dair en ufak bir endişen varsa; Türkü Özlüm'ün, her daim "babasının kızı" tavrını benimsiyor hayata karşı... Üniversite yılımın ikincisi dolmak üzere.. Yaşamı tanıma süreçlerinden en önemlisi olan bu süreçte  gün  be gün sana daha bir âşık oluyorum... Tanıklık ettiklerimle, gördüklerimle, paylaşımlarımla kısacası yaşadıklarımla... Hep yazmak istiyorum, hep, hep.. Ama inan bana takılı kalıyor, hissiyatımın hızına yetişemiyor ellerine benzeyen ellerim...Her şey bir yana;Kızınım ya; hem annem, hem babam, hem sevgilim, hem öğretmenim oldun ya hep; bu hayatın tanımladığı mükemmel bir denklem... Ve gariptir, çözülmesi istenmeyen bir denklem... Kendi karmaşasının içinde sihirli ve kendi güzelliğinin içinde derin olan bambaşka bir denklem... Baba neyi görüyorum her geçen gün biliyor musun, sen hayatsın... Evet, evet yaşamsın ve yaşamak şakaya gelmiyor...Az çok bir şeyler başarabiliyorsa ve başarabilecekse  Türkü Özlüm'ün, bil ki sensin sanatkârı... Emeğine sağlık... Birlikte güzel günlere... seni seviyorum...   Kızın.     türkü özlüm. 24.03.'07... Devamı