SEVGİNİN ANATOMİSİ/deneme/selma ağabeyoglu

2006-11-02 08:10:00

SEVGİNİN ANATOMİSİ Sevgi özgürlüktür... Özgürlük, dağların zirvesinde açan başkaldıran kardelen çiçeğidir. Sevgi barıştır. Barış ölüm kusan mermilerin acımasızlığında parçalanan çocuk bedenlerinin kan gölünden gül yatağına dönüşmesidir... Sevgi şefkattir. Şefkat cinnet geçiren bir çağın bilinçleri barışla yıkanmış anne elinin sıcaklığıdır... Sevgi gözyaşıdır... Gözyaşı, gecenin ayazında köprü altında büzülerek uyuyan tinerci ve evsiz çocukların, gökyüzünden alınlarına düşen yağmur taneleridir... Sevgi özveridir. Özveri, insanlığı kurtaracak değerlerin, egemenlerin zorbalıklarına karşın sıkılmış yumruktur... Sevgi özlemektir. Özlemek İsrail sınırında , gözü dönmüş bir subayın sıktığı kurşunlarla bedeni parçalanan küçük kız çocuğu İman'ın annesinin çığlığıdır... Sevgi onurdur.. Onur yüzyıllardır sömürülen emekci halkın eğilmeyen başlarının , dirençle gökyüzüne kaldırdıklarında , duruşlarındaki o muhteşem görkemdir. Sevgi kahkahadır... Derin acılar yaşayan bir halkın , gelecek güzel günlerinin sonucudur. Sevgi şiirdir... Yaşam o kural tanımazlığıyla ne zaman canımızı yakarsa Nazım'ın 'Yaşamaya Dair' şiirini okuduğumuzda bilincimize süzülen umuttur...İnsan olma kavgamızda... Toprağa, suya , ve yeni doğmuş bir bebek çığlığına duyduğumuz saygıyı bir kez daha içselleştirmek için... Sevgi sıcaklıktır. Sıcaklık, hilesiz, yalansız bir sevgilinin elinden, dostluğundan , korkmadan başımızı omzuna yasladığımızda duyduğumuz güvendir... Sevgi güçtür. Güç , bilincin ışıması, zalimin öfkesine direnen kaledir. Sevgi insan olmaktır... Sevgi inançtır. Sevgi bazen bir özgürlük türküsü, bazen dizelerde can bulan umut şiiridir. Bu gün bir kez daha yaşamın , direncin, umudun şiirini okuyalım... Başımı gökyüzüne kaldırdım... O sonsuz maviliklerde nazlı nazlı uçan turna sürülerini saygıyla izledim...Yüreğim umutla doldu... Bir kez daha inançla fısıldadım; 'Sevgi kuşun kanadında'... Selma Ağabeyoğlu. ... Devamı

sevmek/şiir/sunay akın

2006-11-02 08:04:00

SEVMEK saçak altına sığınmış göçmen kuşun kartanecikleri arasında düşen beyaz tüyünü de görebilmek işte sevmek sunay akın Devamı

SÖZ! DIŞARI ÇIKMA SAATİ/şiir/sait maden

2006-11-02 07:50:00

SÖZ! DIŞARI ÇIKMA SAATİ   Söz! dışarı çıkma saati. Giyin üstünü.   Söz! dışarı çıkma saati. İşte gong. Uçtu güneş-karga. Ateşte ve taşta gong. Tutuşmuş çizmelerini sıyırdı bir gölge ve bulutlara astı kılıcını. Bu saat dışarı çıkma saati. Giyin üstünü.   Söz! öfkeni giy bacağına. Al çividen kırbacını. İşte hergünkü biçimleri gizemli bir el sildi göz önünden parıltısıyla. Artık dışarı çıkma saati. İşte yollarda aynı kalıba dökülmüş yüz ayak, aynı ipe geçirilmiş yüz kol koşmada günlük sofrasına zırvanın. Artık dışarı çıkma saati. İşte yollarda birbirini çiğneyip çığrışır sesler çekirgeler gibi sıçrayıp... İşte kızıl bir ipliğe gelişigüzel dizilmiş gözler sallanıyor havada, amaçsız bir el evden ev kor gezdirirken ve yıkıntı ve çığlık ve kül... Alçalan kuyu ve yükselen baca üstüne şimdi kapanıyor büyük bir çene ve çıplak ağacından günlük edimlerin, kimbilir, kopup savruluyor kimlerin yüzü.   Söz! dışarı çıkma saati. Giyin üstünü.   Söz! giyin üstünü. Koy cebine çıplak çeliğini hıncının. Çiğne eski biçimleri bir bir ökçenle. Resmini duvardan al aşağı tanrının. İndir çağdaş yalvaçları çivilerinden. At başını bir yana, gövdesini bir yana bütün edebiyatın. Saat dışarı çıkma saati. Fırla öfkenle ölü yüzlerinden yapılma serin çarşaflar üzerinde geviş getiren kente.   Söz! dışarı çıkma saati. Giyin üstünü.   Bir sarnıça sonsuz hunilerden akıyor akşam... Akıyor akşam... Akıyor akşam ve alarm. Kızıl dilleri dışarda lambalar koşuşuyor alanlarda. Savuruyor ölü göğün kâğıtlarını minareler. Ve rıhtımlara ağır sandıklara boşaltıyor karanlığı vinçler, ağır çatırtılarla... Alarm!... Ve süzülüp indi çatılara son peygamberi felâketin bir büyük karga.   Söz! dışarı çıkma saati. Giyin üstünü.sait maden ... Devamı

BİR GİZE UYANIŞ/şiir

2006-11-02 07:12:00

Beyninde dolaşan sorulara Yanıt Kalbinde çarpan aşklara Kanıt Değilse yaşadıkların Hükmü tarihtir artık Kanla yazacakların   UYANIŞ   I   Biliyorum Üzerimde yükselen bu gökyüzü Asırlardır bulutu ve yağmuru Bağrında taşıyan bu gökyüzü Sabırsız   Biliyorum Üzerinde dolaşıtığım bu yeryüzü Beni bağrına basacak olan bu toprak Sessiz ve telaşsız yürüyüşümden Rahatsız   Yer ve gök Hava ve toprak Nicedir bir insan kılığında yaşayan Emsalsiz kayğısızlığıma Misli görülmemiş bir ceza Biçecek   Kendimi Gece ile gündüzün bitiştiği çizgiden Gece ile gündüzün ayrıştığı çizgiye Mahkum edişim -umarım sanmıştım- Yanılsamaydı Şimdi apaçık bilinen günahım Bütün mazeretlerimi unuttum Zehrini emerek beslendiğim yalnızlıklar Güneşten sakınarak gizlediğim gövdem adına Bir yalın hakikat olarak Yeniden doğuyorum sabır taşından   Aşklar ve acılar ağırlasın beni Umutlar ve düşler Döktüm gizimi Tarihim kalmadı Geri döndüm ve seçtim Bu serüvende ben de varım Yazgıma razıyım Yatağını şaşıran ırmaktım belki Gölgesini yitiren gezgin olmadım   II   -Kuyuya atılan bir taşın Geri dönmeyecek yankısını bekleyerek Harcanan ömür Irmağın ve rüzğarın yabancısı Dağların tedirginidir Ki ancak Vadilerin ezberlenmiş kıvrımlarında Ve asırlık sukunetlerde teselli bulur-   Dağların Irmakların sırrına eriştim Sustum ve rüzğarın dilini öğrendim Yanıtı gizlenmiş sorular sorandım hep -Varolmak var kılmaksa eğer Neden kanla sulanıyor toprak- Neden diyordum Neden Neden Lanetlendim bu yüzden Münkir sayıldım   Acılar ve çığlıklar çekti beni Kanın izini sürdüm Bir Karmat Dai'sinin Şahmaran zehriyle efsunladığı yüreğime Geceyi ve zulmü boğacak Ateşten ve sudan Bir gövde yarattım Ve artık Çeliği eriten direncim Aşkı yeşerten inancımla Tanınmak isterim   Çünkü ben Gözbebeklerimdeki karanlığı yıkadım Avuçlarımdaki çakıl taşlarına Birer birer Yeryüzünün bütün lan... Devamı

“korkmayın aynı gemideyiz”

2006-11-02 07:00:00

semih poroy .harbi. 02.11.’06. cumhuriyet. Devamı

Gebelik ve ilaç kullanımı

2006-11-02 06:51:00

Gebelik gerek yeni sürecin anne adayına yansımaları gerekse gebelik öncesinin olası mevcut hastalıkları nedeni ile ilaç kullanımına gereksinim duyulabilen özel bir dönem. Hamilelikte en sık kullanılan ilaçlar ise ağrı kesiciler, mide ilaçları, bulantı önleyiciler, antibiyotikler, sakinleştiriciler, vitamin ve kansızlık ilaçları. Dünya Sağlık Örgütü verileri bizlere hamilelik boyunca vitaminler hariç ortalama üç farklı ilacın kullanıldığını aktarıyor. Oysa gerek hamilelik gerekse sonrasında süt verme döneminde ilaç kullanımı anne bedeninde adeta bir misafir olarak yaşayan, ancak kullanılan ilaca gereksinimi olmayan bebek adayında bazen yaşamsal olabilen ciddi yan etkiler yapabiliyor. Her kullandığı ilaçta bu kuşkuyu yaşamak anne adayları için büyük bir yük. Hele anne sütü kullanımının teşvik edildiği günümüzde, bir bebek için annenin yaklaşık iki yıl ilaçlara mesafeli durması anlamına geliyor. Bazı durumlarda örneğin öncesinde Hipertansiyon, Astım, Şeker Hastalığı, Sara Hastalığı vb. varlığında ise bu gerçeklik sıkıntılı bir hal alabiliyor. Bu dönemin en sıkıntılı yönlerinden birisi ise plansız hamileliklerde öncesinde var olan kronik hastalıklara yönelik tedavilerin programlanamaması ya da ilk haftalarda bilinmeden alınan ilaçlar. Hamileliklerin yarısının plansız olduğu düşünüldüğünde, ilk anda gözümüze ürkütücü gelen bu sorunda en azından ilk birkaç hafta, doğa yasaları insanlığın yardımına koşuyor. Fertilizasyondan sonraki 17 gün ilacın yarattığı ciddi yan etkiler embrio ölümü ile sonuçlanıyor. Embrioyu erişkin bir insandan ayıran özelliklerden birisi organ gelişiminin kademeli olarak yaşanması. Örneğin beyin ve sinir sistemi ilk 10-15. günler arasında farklılaşmaya başlarken, kas iskelet sistemi 20-30. günlerde gelişir. Kol, bacak, göz, kalp için ise bu 25-40. günleri kapsar. Yani yaşama doğru yolculuğun ilk iki ayı organların oluşum dönemidir ve bu nedenle daha da özenli davranmayı gerektirir. Bu özende hekim kontrolü dışında topl... Devamı

10 DERSTE ŞAİRLİK

2006-11-02 06:37:00

10 DERSTE ŞAİRLİK 1. Her şeye şaşarak bakacaksın 2. Taştaki çınlayan sessizliği Duymayı bileceksin 3. Otobüste çocuklara yer vereceksin 4. Arada bir gül alacaksın 5. Yağmurda şemsiyeni açmayacak kadar Doğaya tutkun olacaksın 6. İnsanları seveceksin Öyleki katili bile anlayacaksın 7. Kedileri, köpekleri, kuşları da seveceksin 8. Acı çekeceksin 9. Acı çekeceksin 10. Ve acı çekeceksin İsmail Uyaroğlu Devamı

tarihte bugün/2 kasım

2006-11-02 06:13:00

1920. İlk radyo naklen yayını, Amerika Birleşik Devletleri'nin Pittsburg şehrinde gerçekleşti. 1934. İçişleri Bakanı Şükrü Bey (Kaya), radyo programlarından alaturka musikiyi kaldırdı. 1958. Merzifon Yeni Çeltek Linyit İşletmesi'nde grizu patlaması.10 işçi öldü. 1961. Üniversiteye giremeyen 100 öğrenci İstanbul'dan Ankara'ya yürümeye başladı. 1976. İstanbul teknik Üniversitesi'ne ateş açıldı.1 ölü, 3 yaralı. 1982. Milli Eğitim Bakanlığı yatılı öğrenciler için bir karar aldı. Yemekten sonra, "Tanrımıza hamd olsun, milletimiz var olsun" denecek. Bugün Doğanlar: 1906. "Leopar", "Venedik'te Ölüm" gibi filmleriyle tanınan İtalyan film yönetmeni Luchino Visconti. 1913. "Alkatraz Kuşçusu" filmindeki rolüyle ünlenen Oscar ödüllü Amerikalı aktör Burt Lancaster. Bugün Ölenler: 1938. Gazeteci Celal Nuri İleri. 1950. İrlandalı yazar George Bernard Shaw. 1996. Tiyatro ve sinema oyuncusu Duygu Ankara. 1997. Prof. Dr. Bahri Savcı. 1961 Anayasasının mimarlarındandır. Uzun yıllar hukuk fakültelerinde hocalık yapmıştır.27 Mayıs Hareketinin düşünsel önderlerindendir. İnsan hakları ve demokrasi asığı olan Prof. Dr.Bahri Savcı Türk Demokratikleşme Hareketi içinde önemli yeri olan, binlerce aydın yetiştirmiş ülkemizin önde gelen fikir ve hukuk adamlarındandır. ... Devamı