"(hamilelikte)kafein temize çıktı" /blogumuz/

2007-01-28 08:17:00

hamilelikte kahve içmek zararlı değil kafein temize çıktı Kahve tiryakisi olan anne adaylarına müjde! Danimarka'nın Aarhus Üniversitesi'nde görevli bilim adamlarınca yapılan bir araştırma yüksek miktarda kafeinin -300 miligramdan fazla- erken doğum riskini artırdığı ve bebeğin gelişimini engellediği tezini yalanlıyor. Bu araştırmaya göre günde 300 miligramdan fazla kafein tüketen hamilelerle, hiç ya da bu miktarın altında kafein tüketen hamileler arasında bir "risk farklılığı" gözlemlenmiyor. BBC'nin internetteki sitesinde yayımlanan habere göre araştırmaya hamileliklerinin 20'nci haftasını geçmemiş 1207 kadın katıldı. 300 miligram kafein üç fincan kahve veya sekiz kutu kola veya altı fincan çayla eşdeğerde. Kadınların bir grubuna üç fincandan fazla normal kahve içirildi. İkinci gruba ise aynı miktarda kafeinsiz kahve içirildi. Yaşları, geçmişte sigara içip içmedikleri de göz önüne alınarak yapılan incelemeler sonrasında doğumda iki grubun bebekleri arasında belirgin bir kilo farkı gözlemlenmedi; geçmişte savunulanın aksine kafeinsiz kahve içenlerin bebekleri diğer gruba oranla 182 gram daha az kilolu doğdu. Erken doğum yapma oranının da kafeinsiz kahve içenlerde az farkla da olsa daha yüksek olduğu saptandı -normal kahve içenlerde yüzde 4.2, kafeinsiz içenlerde yüzde 5.2.cumhuriyet 28.01.2007 ... Devamı

"kötü kolesterolün düşmanı " /blogumuz/ zeytinyağı

2007-01-03 10:12:00

kötü kolesterolün düşmanı zeytinyağı Kolesterol, kalp krizinin altyapısını oluşturan en önemli etkenlerden biri olarak biliniyor. İyi ve kötü olmak üzere iki tür kolesterol bulunuyor. Kötü kolesterol kalp damar hastalıklarına neden olurken, iyi kolesterol, hastalığa giden mekanizmayı tersine çeviriyor. İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu , iyi kolesterolün artmasıyla kötü kolesterolün bir miktar olsa da önüne geçilebileceğini belirterek, zeytinyağı ile iyi kolesterolün yükseltilebileceğini söyledi. Türk Kardiyoloji Derneği'nin Antalya'da 24-28 Kasım tarihlerinde düzenlediği 22. Ulusal Kardiyoloji Kongresi'nde sorularımızı yanıtlayan Prof. Tokgözoğlu, kalp damar hastalığına yol açan risk faktörlerinin sigara, kan basıncı, şeker hastalığı, kötü kolesterolün yüksek, iyi kolesterolün düşük olması gibi değiştirilebilir etmenler ile genetik, erkek cinsiyet ve yaş gibi değiştirilemeyen etmenler olduğunu belirtti. Tokgözoğlu, özellikle kötü kolesterol olarak bilinen LDL'nin yüksek olmasının, kalp damar sağlığı açısından önemli bir risk faktörü olduğunu söyledi. LDL miktarının yüksek olduğu zaman kanda durmadığını ifade eden Tokgözoğlu, kolesterolün damarlara zarar verme mekanizmasını şöyle anlattı: "Kötü kolesterol kanda yüksek olduğu zaman, damar civarında yavaş yavaş depolanmaya başlıyor. Bu depolanma çocukluk yaşlarından başlayıp yıllarca sinsice ilerliyor, damar giderek daralıyor ve sonuçta tıkanıyor. Tıkandığı zaman da hangi organı besliyorsa o organ beslenemez hale geliyor. Eğer koroner damar dediğimiz kalp damarını besliyorsa, kalp krizi geçiriliyor. Beyni besleyen damar tıkanırsa inme geçiriliyor." Tokgözoğlu, "hayvansal gıdadan fakir beslenme, yani kırmızı et, yoğurt, tereyağı, süt ürünlerinin tam yağlı tüketilmemesi, sakatat ve kızartmaların, cipslerin, margarinin" kötü kolesterolü yükselttiğini, buna karşın "zeytinyağı ve ayçiçek benzeri sıvı yağla... Devamı

yer silmekle gelen sağlık /blogumuz/ kadın

2006-12-31 01:15:00

İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre ev işi, meme kanseri riskini düşürüyor Yer silmekle gelen sağlık Ev işi yapmaktan usanan kadınlar bu haberi okuyunca fikirlerini değiştirebilirler. Çünkü çoğu kez büyük bıkkınlıkla yaptıkları bulaşık ve çamaşır yıkamak, toz almak, yemek pişirmek ve yer silip-süpürmek gibi ev işleri temizlikten başka işe de yarıyor. Haftada ortalama 16-17 saat ev işi yapmak meme kanseri riskini düşürüyor. Evet yanlış okumadınız. İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı'nın finanse ettiği bir araştırmanın sonucu düzenli egzersiz yapmak ve sağlıklı bir kiloda olmanın meme kanseri riskini düşürdüğü tezine yeni bir boyut getirdi: Ev işi yapmak meme kanseri riskini düşürmede spor yapmaktan daha etkili bir unsur. 200 BİN KADIN... BBC'nin sitesinde yayımlanan habere göre egzersizin hormonlar ve metobolizmada neden olduğu olumlu değişiklikler sayesinde risk unsurunu düşürdüğü uzun zamandır biliniyor. Geçmişte menopoz sonrası dönemi yaşayan kadınlarda yapılan araştırmalarla bu gerçek kanıtlanmıştı. Ancak, dokuz Avrupa ülkesinden 200 bin kadının verilerinin 6.4 yıl süreyle incelenerek hazırlanan yeni araştırmaya göre ev işi menopoz öncesinde de sonrasında da meme kanseri riskini kaydadeğer oranda düşürüyor. RİSKİ YÜZDE 30 AZALTIYOR Araştırmanın sonuçları düzenli olarak ev işi yapmanın menopoza girmemiş kadınlarda yüzde 30, menopoza girmiş kadınlarda ise riski yüzde 20 oranında düşürdüğüne işaret ediyor. Kanser Araştırmaları Vakfı'nda görevli Dr. Lesley Walker bu çalışmanın evlerinde sürekli aktif olan ancak düzenli olarak spor yapmayan kadınlar açısından sevindirici bir gerçeği ortaya koyduğunu söylüyor. Uzun lafın kısası kadınların sürekli şikâyet ettiği ev işi beden sağlıklarını korumak açısından işe yarıyor! cumhuriyet. çeviri servisi. 31.12.'06. ... Devamı

buzdolabı eczane değil / blogumuz / nihat karadağ

2006-12-23 17:46:00

Buzdolabı eczane değil Nihat Karadağ Türkiye buzdolabında ilaç saklayan tek ülke. Konu hakkında konuşan Eczacı Hilal Ünsal, vatandaşların kendilerinden her türlü sağlık konusunda yardım istemeleri gerektiğini söyledi. Türkiye buzdolabında ilaç saklayan tek ülke. Konu hakkında konuşan Eczacı Hilal Ünsal, vatandaşların kendilerinden her türlü sağlık konusunda yardım istemeleri gerektiğini söyledi. Birçok kişinin farklı kulaktan duyma bilgilerle yanlış ilaç tüketiminde bulunduğunu belirten Ünsal, her mahallede bulunan eczacıların, halkın en kolay ulaşabileceği sağlık danışmanları olduğunu söyledi. İlaçlar eğer soğuk zincir değilse ve üzerinde 'Soğukta saklayınız' uyarısı yoksa; oda ısısında saklanması gerektiğini belirten Ecz. Hilal Ünsal’a göre ilaçlar güneş almayan bir yerde muhafaza edilmeli. "Kapalı bir dolap, gölge, kuru bir yer bunun için en ideal yer. Birçok ilaç bu şartlarda saklanabilir” diyen Ünsal, buzdolabında hatta banyoda bile ilaç saklayanların olduğunu söylerken buralardaki rutubet oranına dikkat çekti. Komşuya iyi gelen… "İnsanlar bazen o kadar farklı yorumlarla ve nedenlerle ilaç almaya geliyor ki ağrı kesici diye antibiyotik istiyorlar" diyen Eczacı Hilal Ünsal, "Doktor daha önce iltihaba bağlı ağrı için antibiyotik vermiş vatandaşa. Vatandaş da başka bir ağrısı olduğunda bile bizlere danışmadan yine ağrı kesici diye antibiyotik istiyor. Bu son derece yanlış bir durum. Her ilacın farklı bünyelerde farklı sonuçları oluyor. O yüzden komşuya iyi gelen ilaç, bize iyi gelmeyebiliyor. Ayrıca bazı ilaçların birlikte kullanılması da farklı sonuçlar doğuruyor. İlaçları bilinçsizce kullanınca bedeninize yarardan çok zarar vermiş oluyorsunuz" dedi. İlaçların market raflarında da çok kolay satıldığına dikkat çeken Ünsal, "Maalesef Türkiye'deki politika bu şekilde. Bir parasetemol grubu, bir aspirin grubu market raflarından çok kolay bir şekilde satılacak. Bunda asıl amaç ilaç tüketiminin artırılması ve... Devamı

kış hastalıkları / blogumuz / sevim kahraman

2006-12-23 17:08:00

kış hastalıkları Havalar soğuyor, hastalıklara dikkatCerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Ahmet Rasim Küçükusta kış aylarında yaşanan hastalıklara dair ne tür önlemler alınması gerektiğini ve en çok kış aylarında hastalıklara maruz kalanların kim olduğunu ve korunmak için yapılması gerekenleri anlattı. Kışın neden daha fazla hasta oluruz? Kışın havanın değişken olduğu dönemlerde, solunum yolu enfeksiyon hastalıkları çok sıklıkla görünür. Bunun nedenleri arasında bu mevsimde insanların kapalı mekanlarda olması gelir. Kış mevsiminde ,üst solunum yolu enfeksiyonları (bulaşıcı hastalıkları)-(ÜSYE) ; nezle, soğuk algınlığı, grip, bademcik iltihabı (tonsilit), sinüzit, orta kulak iltihabı (otit), alt solunum yolu enfeksiyonları; ses telleri iltihabı (larenjit), zatürree (akciğerin iltihabı), bronşit en sık görülen hastalıklardır. Çünkü, nezle, farenjit, sinüzit, anjin, larenjit, bronşit gibi hastalıklar virüslerine neden olduğu bir hastalıktır. Bunlarda işyerlerinde, okullarda yani kapalı mekanlarda çocuklara ve insanlara bulaşır. Havanın soğuk ve kuru olması Astım, KOAH gibi hastalığı olanları en çok rahatsız eder. Soğuk hava, bronşları daraltarak öksürük, hırıltı ve nefes darlığına neden olur ve bu mevsimde Astım, KOAH hastalıkları alevlenir. Kışın ev, işyeri gibi kapalı mekanları ısıtmaya ve pencerelerin kapalı tutulmasına bağlı olarak daha kuru olmasının da, bronşların daralmasına ve salgıların kurumasına yol açar. Bunlarda havaların soğuması yanında insanların hava kirliliğine daha çok maruz kalmalarına da neden olur. Risk grubundaki insanlar kimlerdir? Özellikle küçük çocuklar, yaşlı ile kalp ve akciğer hastaları, şeker hastaları, böbrek hastaları daha çok etkilenirler. Hastalıklardan korunmak için yapılması gerekenler neler? Risk grubunda bulunan insanların özellikle kendilerini solunum yolu enfeksiyondan daha fazla korumaları gerekir. Bunun için yapmaları gerekenler çok fazla kapalı me... Devamı

kansere karşı sarmısak/ blogumuz / araştırma

2006-12-02 07:41:00

RİSK AZALIYOR   Kansere karşı sarmısak   Yiyeceklerinde bol soğan ve sarmısak kullanan kişilerin, bazı kanser türlerine yakalanma riskinin azalabileceği bildirildi.   İtalya ve İsviçre'de yapılan 8 araştırmanın incelemesi, bol soğan ve sarmısak yiyen yaşlı yetişkinlerin, bağırsak, yumurtalık, gırtlak ve böbrek gibi bazı kanser türlerine yakalanma risklerinin en düşük seviyede olduğunu gösterdi.   Sonuçları American Journal of Clinical Nutrition'da yayımlanan araştırmada, soğan ve sarmısağın içindeki bazı bileşiklerin, tümörlerin büyümesine engel olabileceğinin görüldüğü belirtildi.   İncelemenin yazarı doktor Carlotta Galeone'ın ekibi, haftada 7 ya da 8 porsiyon soğan yiyen kadın ve erkeklerin, bağırsak kanserine yakalanma riskinin bu sebzeden sakınanlardan neredeyse yüzde 50, sarmısak yiyenlerin yüzde 25 daha az olduğunu belirtti. Devamı

Epilepsi hastalığı / blogumuz / sağlık

2006-12-01 23:38:00

Epilepsi hastalığı ÇÖZÜM, İLAÇLARIN DÜZENLİ KULLANILMASINDA ŞULE KÖKTÜRK ANTALYA - Toplumun binde 7'si epilepsi hastalığı nedeniyle gece ani ölümler, krizler sırasında kaza geçirme, kaza sırasında ölüm, depresyon ile anksiyete sonucu ölüm ve dışlanma sorunlarını göğüsleyerek yaşıyor. İngiltere'de her yıl bin kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitiriyor. Uzmanlar, epilepsi için öncelikle hastalığın önlenmesine yönelik girişimlerde bulunulması ve hastaların ilaçlarını düzenli kullanmaları gerektiğini belirtiyorlar. Doğru seçim yapıldığında cerrahi tedavide yüzde 90'a varan oranda başarı sağlandığını vurguluyorlar. Antalya'daki Maritim Pine Beach Resort Atlantis Otel'de gerçekleştirilen 42. Ulusal Nöroloji Kongresi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Almanya Berlin Epilepsi Araştırma Grubu Başkanı Prof. Dr. Dieter Schmidt , epilepsi hastalarının yüzde 65'inin ilaçla kontrol edilebildiğini, ancak yüzde 35'inin çok ciddi ve nedeni bilinmeyen epilepsiler olabildiğini, bunların birçoğunda nöbetlerin ilaçlarla durdurulabildiğini söyledi. Epilepsili hastaların en önemli ölüm nedenlerinden birinin intihar olduğunu kaydeden Schmidt, sözlerini şöyle sürdürdü: "Epilepsiye yüzde 50 anksiyete ve yüzde 50'sine depresyon eşlik ediyor. Bazen ikisi birlikte olabiliyor. En önemli sorunlardan biri de gece ani ölümler. Şu anki teori bu hastaların gece nöbet geçirdiği. Bunlar genellikle düzenli ilaç kullanmayan hastalar." Toplumdan dışlanıyorlar Hastaların kaza sırasında ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Schmidt, toplumdan dışlanmanın da en sık yaşadıkları sorunlardan biri olduğunu belirtti. Schmidt, epilepsinin toplumda binde 7 oranında görüldüğünü dile getirdi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ertaş da, hastaların 3'te 1'inde nöbetlerin ilaçla önlenebildiğini kaydederek hastanın ilaçlarını kesmesi durum... Devamı

7 'den 70 'e dişler çürük / blogumuz / araştırma

2006-12-01 22:22:00

7 'den 70 'e dişler çürük  Bursa Diş Hekimleri Odası'nın verileri diş sağlığı konusunda Türkiye'nin durumunu ortaya koydu. Verilere göre Türkiye'nin diş sağlığı profili şöyle: * İstanbul'da 2 bin kişiye, sadece Şişli'de 523 kişiye 1 diş hekimi düşerken, Bingöl'de 20 bin kişiyle 1 diş hekimi ilgileniyor. * 6 yaşındaki her 100 çocuktan 90'ının dişleri çürük. 7 yaşındaki çocukların yüzde 100'ünün süt dişlerinde en az 1 tane çürük var. * 12 yaşındaki çocukların dişlerinde ortalama 3 çürük bulunuyor. Bu yaş grubundaki çocukların dişlerinin yüzde 85'i çürük. * 30-34 yaş grubu erişkinlerinin yüzde 97'si çürük dişe sahip. 40-45 yaş grubunun yüzde 19'u dişsiz. Bu oran, 45-54 yaş arasında yüzde 77'ye çıkıyor. * Diş hekimine başvuru sıklığı gelişmiş ülkelerde yılda ortalama 2 defayken Türkiye'de yılda 0.7. * Türk toplumunun sadece yüzde 15'i dişlerini günde iki kez fırçalıyor. * Kişi başına yılda düşen fırça 1/4. Gelişmiş ülkelerde bu sayı 2.5'e çıkıyor. * Türkiye'deki her 100 evin 70'inde diş macunu bulunmuyor.ESRA YAZDIÇ ... Devamı