‘Göğe Bakma Durağında Bekle Beni...’

2010-07-25 14:29:00

Yiten bir güzelliği türkülemek, kendi avuntuları içinde sessizliğin sesini dinlemek.. oturup düşünmek uzun uzun. Geçmişten söz etmek, acıları ve hüzünleri birlikte paylaşmak.

Öyle bir akşamdı işte...

Çocukluğumun yıldızlı geceleri, delikanlılık düşleri ve yılların dingin bir ırmak gibi hazla akıp gidişi... Rene Char’ın “Asılı Eros”unu okuyordum.

Göklerin yığını, o anda tümüyle sığacaktı bakışıma. Tanrısal bir dişinin sonsuzluk giysisini yırtan Eros, toprağına getiriyordu onu çırılçıplak.

Belki o saatlerde Milatos’tan geçip Bafa Gölü’nün üzerine düşen yıldızlar, bir aşkın masalını anlatıyordu Beşparmak Dağları’nın mor yamaçlarında.

Gülün kıpkırmızı taçyaprakları, bir aşkın filizlenmesi miydi yoksa tutuşması mıydı?

Bilinen soruların ötesinde, biraz Cevat Şakir, biraz da Azra Erhat, Melih Cevdet Anday ve Bedri Rahmi’yi okumalıydık.

Genç kuşakların pek anımsamadığı bu adların yanına Cahit Irgat’ı da koyup, bir İzmir akşamını yaşamalıydık... Sonsuzluğun güvertesine binip yeşil denizlere yelken açarken.

Buz gibi taş merdivenler üzerine oturup şöyle seslenmeliydik:

“Karanlıkların sevinçle kapladığı ince güzelliğindeyim yüzünün. / Bana sessizliğini veren çığlığın ne güzel.”

Şair, morlu yeşilli kırmızılı uzun giysileri içinde, çimenler üzerinde ayakkabılarını çıkarıp yürüyen bir kadını mı düşünüyordu o sırada bilmiyorum.

Çünkü şair hayalleriyle yaşar bildiğim kadarıyla!

***

İç çekişin bir kanadı, bal rengi gözlerin bir insana bakışı neyi anlatır bizlere?

Ya da Turgut Uyar’ın, “Göğe Bakma Durağı”ndaki o dizeleri size neyi anımsatır, söyler misiniz?

“Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım / Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum / Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi.”

Bu dizeler bir başka mevsimlere götürür insanı eğer şiiri seviyorsanız:

“Dönmeyeceğimiz bir yer beğen bir başka türlüsü güç / Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin / Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat / Durma kendini hatırlat / Durma göğe bakalım”

Bir cumartesi öğleden sonra yazıyorum yazımı...

Kendi hayallerim, düşlerim, kaygılarım ve umutlarım...

Yaşamın rüzgârına veriyorum çocuklar gibi...

Aydınlık, laik, demokratik bir cumhuriyet... Adalette eşitlik... Emekçilerin örgütlenmesi...

Aydınlanma Devrimi’nin savunucusu olmak insanı mutlu etmez mi? Bunca kirliliğin içinde şiirle tümleşmek, sevgi ormanında dolaşmak...

Bir iç çekişin kanadını görüyorum ırmak kıyısında...

Ergin Sander’in dizelerinde kendimi buluyorum:

“Nasıl sevişiyorlar öyle uzun

Yenilmeden bütün güzle

Nasıl öpüşüyorlar soluksuz

Temmuzun dudaklarıyla Eylülde”

Gecenin denizinde o beyaz martıyla, ayın batışını seyretmek kumsalda...

Ellerimde kelepçe, uzamış sakallarım, cezaevi aracı...

Hayret nereden nereye geliyorum...

***

Bizim Erol Özkan anlatıyor o görkemli Troya ve İyonya masallarını... Sırtında uyku tulumu, yaş 60...

Behramkale’de tek kişilik çadırının içinde, Münih’e döneceği günü bekliyor.

Bir bulut iniyor Şişli’nin üzerine...

Ben hayallerimi yitirmeden bakıyorum bir süre pencereden...

Bin anda aklıma Langston Hughes’in “Zenciyim Ben” şiiri geliyor:

“Zenciyim ben...

Gece gibi

Afrika’nın derinlikleri gibi kara

........

Köleydim her zaman

Saray basamaklarını temizledim eski Roma’da

Washington’da ayakkabı boyamaktayım şimdi

.........

Emekçiydim her zaman

Mısır’da piramitleri kuran bendim

Benim, harcını karan gökdelenlerin

..........

Kurbandım her zaman

Kongo’da kırbaçla dövdüler beni

Ve şimdi linç edilmekteyim Teksas’ta.

........

Zenciyim ben...

Gece gibi

Afrika’nın derinlikleri gibi kara.”

***

Göğe bakma durağında bekleyer var mı?

“Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam

Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım

Nasıl olsa şarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda

Beni bırak göğe bakalım.”

***

Bir sessizlik içinde yiten bir güzelliği türkülemek...

Gözleriyle konuşmak uzun uzun... Umuda doğru yürümek... Sevgiyi çiçekli dallarda aramak...

Zor mudur bunları yapmak?

hikmet çetinkaya. politika günlüğü. cumhuriyet. 25.07.2010

130
0
0
Yorum Yaz